Şimdi size ne desem ki bilemiyorum ya hani o filmler var ya hah işte onlar, eskiden girerdi karanlık bir salona biletini alırdın oh mis gibi oturup izlerdin ne bileyim işte ister beğenersin ister beğenmezsin çıkışta arkadaşlarınla iki muhabbet dönerdi sonra tamam biterdi yani her şey filmle başlar filmle biterdi öyle değil miydi? Artık yok öyle bir dünya bak yemin ediyorum yok!
Şu “perde bitti tartışma başladı” lafı varya kafama takıldı iyice. Ya başlamazsa o tartışma ne olur sanki? Kıyamet mi kopar. Geçen gün izledim bir film bir şeyler falan neyse, hani sonu biraz açık uçlu bitenlerden tam o anda telefonuma bildirim geldi açtım, aaa daha ben sindirememişim bile filmin tadını bak daha ben yani, millet başlamış senaristin kafasından geçeni anlamaya çalışıyor, karakterlerin motivasyonlarını yorumluyor ‘bu aslında şöyle demek istedi’ bilmem ne. Ben de diyorum ki ya bıraksana kardeşim ya bırak! Ne anlamışsan odur işte. Yok yok bu öyle olmuyor anladın mı?
Hani bir zamanlar sinema kişisel bir yolculuktu ya da işte kolektif dersin hadi neyse topluca gidilirdi falan otururduk izlerdik o karanlık salonda sesler görüntüler o büyülü atmosfer bazen gerçekten büyülenirdin bazen de sıkılırdın öf derdin ne saçma şeydi bu şimdi ben ne izledim böyle diye ama bitti gitti yani o an o kadardı. Şimdi sanki filmler daha vizyona girmeden o spekülasyonlarla başlıyor, ya bu yönetmen ne çekecek acaba şu oyuncuyla mı çalışacak fragman analizleri fragman daha filmin beşte biri bile değil ha, fragman üzerinden binlerce teori yazılıyor yahu. Çıktıktan sonra mı? Eyvah. O zaman işte asıl savaş başlıyor. Bitmek bilmeyen spoiler analizleri aman Tanrım kim kimin neyini spoilerladı, hayran teorileri hepsi birer dedektif zaten, ve en sevdiğim, ‘doğru yorum’ kavgaları. Ya ne doğru yorumu kimin doğrusu? Senin mi benim mi? Filmi çeken adamın kendi bile belki bu kadar düşünmedi ya da ne bileyim öyle mi düşündü ki acaba.
Film dediğin sadece bir başlangıç noktası olmuş aslında yani hani bir kıvılcım çakıyor sonrası şenlik yeri sosyal medya zaten bir panayır yeri olmuş orada herkes bir köşede bangır bangır kendi tezini savunuyor, tartışma forumları desen böyle hani ortaçağdaki cadı avları gibi bazen ‘ay sen bunu böyle mi anladın sen mal mısın’ falan gibi yorumlara kadar gidiyor işler. Ya niye bu kadar agresifiz ya? Hani bir filmi konuşuyoruz alt tarafı, ülkeyi kurtarmıyoruz ki. Ya da kurtarıyor muyuz. Bilmiyorum.
Geçenlerde dayanamadım bir tane sinema eleştirmeni bozuntusunun yorumunu okudum. Adam diyor ki film aslında şunun metaforu, bunun göndermesi, bilmem ne Freudyen rüya tabiri gibi bir şeyler anlatıyor yahu. Ya arkadaşım tamam o kadar derin olabilir eyvallah da sen şimdi bu kadar detaya girince o filmin bize hissettirdiği o ilk etkiyi falan hani yok etmiyor musun direkt. O filmin sade haliyle bize anlattığına odaklanmak varken sanki herkes birer akademik makale yazma peşinde gibi. Ne bu ya doktora tezi mi hazırlıyoruz?

Bak şimdi şey düşünüyorum hani benim bir arkadaş vardı liseden neyse bir film izlemişiz onla ertesi gün okulda konuşuyoruz, çocuk dedi ki ‘ya Menduh biliyor musun o filmin sonunda aslında adamın ölmediğini düşünmek beni daha çok etkiledi’ falan. Ne bileyim ben de dedim ‘olur mu canım öldü işte, bak böyle böyle oldu’ dedik tartıştık. Sonra kimse kimseyi ikna edemedi ama ne bileyim birbirimize saygı duyduk ‘tamam ya sen öyle düşün ben böyle düşüneyim’ dedik bitti yani. Şimdi yok öyle bir şey. Herkesin bir doğru yorumu var ve sen o doğru yoruma tabi değilsen, işte o zaman vay haline! Seni linç ediveriyorlar hemen.
Yani ne bileyim o kişisel tecrübenin filmin kendisinin senin içinde yarattığı duygunun hani o hissin o tadın o lezzetin soğumuş çay tadındaki gerçekler gibi bir kenara atılıp da onun yerine o bitmek bilmeyen gürültünün o kakofoninin o curcunanın öne çıkması falan ne bileyim bana biraz garip geliyor açıkçası. Bir şeyleri yanlış mı yapıyoruz ya. Yani bu kadar mı muhtacız başkalarının onayına ya da ne bileyim kendi yorumumuzu savunmak için bu kadar mı çırpınıyoruz? Gerçekten mi?
Aslında tam tersi belki de bu filmlerin zenginleşmesine yarıyordur kim bilir. Yani hani birden fazla perspektif ortaya çıkıyordur insanlar farklı yorumları görerek filmi daha iyi anlıyordur ya da ne bileyim hiç fark etmediği detayları görüyordur. Ama ne bileyim o zaman da filmin kendi varlığı sanki bir kenara atılıp da o filmin üzerine inşa edilen tartışma kuleleri mi daha değerli oluyor gibi bir şey mi oluyor acaba? Bu bir paradoks mu? Yoksa bir pazarlama stratejisi mi sadece? Yani hani filmin reklamını yapmak için tartışmaları alevlendirmek mi istiyorlar ne alaka şimdi!!?
Şey bu arada dün markette sıra beklerken aklıma geldi geçen işte izlediğim o filmden sonra hani böyle kafamda bin tane soru işaretli bir şekilde eve geldim, kapıyı açtım tam anahtarı yerine asıyorum komşu teyze ‘ay Menduh Bey ne izlediniz öyle’ dedi ‘o filmin sonu aslında öyle değildi ki’ dedi. Ya teyze sen nereden biliyorsun sen ne ara izledin ne ara öğrendin diyecektim, tuttum kendimi. Bak bu bile işte hani sıradan bir sohbete bile sızmış bu durum. Herkes uzman kesilmiş başına. Herkes eleştirmen olmuş. Herkes yönetmenden daha çok biliyor neyin ne olduğunu.

Filmin kendisi bir nevi bahane olmuş gibi yani, asıl olay filmin ardındaki gürültü. O gürültüde kendimizi mi var etmeye çalışıyoruz acaba? Hani o gürültünün içinde benim de bir sesim var ben de varım ben de düşünebiliyorum ben de yorum yapabiliyorum demek için mi bu kadar çırpınıyoruz? Belki de haklılardır.
Ama ne bileyim insan bazen sadece izlemek istiyor ya hani karanlıkta sadece filmle baş başa kalmak istiyor öyle bir his var içimde, o koca perdenin karşısında sadece kendi zihninle ve filmin sana anlattıklarıyla baş başa kalmak o anı o tadı o yalnızlığı o kalabalığın içindeki yalnızlığı hissetmek. Öyle sadece filmin tadını çıkarmak işte ya. Başka bir şeye gerek yok ki bazen. O kadar yorum o kadar analiz o kadar eleştiri o kadar tartışma… Yormuyor mu ya insanı biraz. Benim kafam şişiyor valla. Bazen sadece güzel bir hikaye dinlemek istiyor insan ya da ne bileyim sadece gülmek istiyor ya da sadece ağlamak istiyor. Ama o gürültüye dalınca bunlar kayboluyor sanki. O duygu uçup gidiyor.
Neyse ya. Ne diyeyim ki şimdi. Gidip bir çay koyayım en iyisi

Bir yanıt yazın