Perde, Öteki’nin Suretini Neden Çizmiyor? Sinema Kendi Konfor Alanında Nasıl Bir Hapishaneye Dönüştü?

Perde, Öteki’nin Suretini Neden Çizmiyor? Sinema Kendi Konfor Alanında Nasıl Bir Hapishaneye Dönüştü?

Şimdi yine bu sinema denilen şeye takıldım kaldım ya ne bileyim yani insanın sinirini bozuyorlar resmen hani eskiden vardı ya böyle bir beklenti sinemaya gidince tamam diyorsun bambaşka bir şey göreceğim şimdi dünya tersine dönecek belki bilmediğim bir gerçekle yüzleşeceğim filan hep böyleydi hani hatırlıyor musunuz o eski günler ah ah!

Ama yok artık.

Bak şimdi geçen mesela bir film izledim işte adını vermeyeyim şimdi neyse hani zaten hepsi birbirine benziyor ne fark eder ki öyle mi ya ne fark edecek ki sanki zaten. E neymiş efendim işte galaksiler arası bir macera bir kahraman kurtaracakmış dünyayı o kahraman da kim biliyor musun bizim mahalledeki Ali amcaya benzeyen bir tip hani saçları darmadağın böyle hafiften şişkin göbekli ama çok iyi kalpli işte evrenin sırrını çözüyor falan filan ya tamam da kardeşim hani anladık içimizden biri kahraman olabilir de bu sürekli aynı tarif aynı formül aynı sos aynı bayat ekmek mi yiyeceğiz biz ömrümüzün sonuna kadar gerçekten mi?

Yeter ama değil mi!

Ya o “fantastik” diye önümüze koydukları evrenlere ne demeli allasen sanki böyle gidiyorsun bilmem kaç ışık yılı uzakta bir gezegene hop bir bakmışsın oradaki uzaylıların da bizim dünyadaki insanlardan pek farkı yok hepsi birbirine benziyor aynı dertler aynı aşklar aynı entrikalar eee ne anladım ben şimdi bundan yani ya ne anladık biz neyi merak edelim neye şaşıralım neyi sorgulayalım ki artık hiçbir şey kalmadı geriye hani o yabancılık hissi hani ötekiyle karşılaşma heyecanı var ya yok öyle bir şey bitti o işler.

A dimly lit, cluttered home office with stacks of old film reels and books, a half-empty coffee mug, and a keyboard in the foreground, suggesting a writer's solitary, perhaps slightly jaded, workspace.

Şimdi mesela düşünüyorum da ne oluyor da oluyor bu böyle yani sinema neden kendini bu kadar güvenli limanlara atıyor neyden korkuyorlar ki böyle rahatsız edici olandan kafa karıştırıcı olandan o bilmediğimiz köşe bucaktan uzak duruyorlar hani hepimiz için iyi olan şeylerin peşinde koştuğumuzu iddia ederken kendimize böyle konforlu bir hapishane mi ördük etrafımıza kafes ördük resmen ya ne alakası var şimdi sanki böyle bizi koruyorlar her şeyden aman ha sakın farklı bir fikirle karşılaşmayın aman ha aklınız karışmasın aman ha bir an durup da “acaba?” diye sormayın aman ha bir yabancının gözünden kendinize bakmayın çünkü o çok tehlikeli di mi!

Tehlikeli miymiş gerçekten.

Bilmiyorum ya belki de haklılar. Yani ne bileyim şimdi kim uğraşacak ki öyle kafası karışık seyirciyle ya da işte efendim anlattığımız hikaye fazla “niş” oldu diye gişede patlayacak diye kim riske atacak bunca parayı kim atar ki söyle şimdi Allah aşkına kim atar. Haklı olabilirler aslında bu konuda ama ne bileyim yine de içime sinmiyor benim işte bak şimdi geçen annemle konuşuyorduk şey dedi bana “Oğlum Menduh” dedi hani benim adım Menduh ya evet işte “Niye artık filmlerin tadı yok eskisi gibi” dedi yaşlı gözlerle baktı filan içim burkuldu resmen.

Aslında o da farkında yani halk da farkında ama kimseye dinletemiyoruz bu derdimizi işte. Sanki böyle hepimiz hipnotize edilmiş gibi aynı filmleri aynı senaryoları aynı kahramanları aynı dünya görüşlerini tüketip duruyoruz tıkır tıkır vallahi bravo.

Hani bir ara vardı ya böyle biraz daha cesur filmler işte efendim öyle absürt olanı bile çekmekten çekinmezlerdi ya da ne bileyim insanı böyle derinden sarsan sorular sordururlardı insana şimdi ne var biliyor musunuz işte süper kahramanlar şehirleri yıkıyor sonra tekrar inşa ediyorlar sonra yine yıkıyorlar aynı hikaye yirmi beş farklı versiyonu var ama ne fark eder ki zaten ya ne fark eder ki hepsi aynı şey aynı şey hep aynı şey.

Neden bu kadar korkuyoruz “öteki”nden ben onu anlamıyorum mesela bak şimdi bir örnek vereyim geçen bir kitap okudum hani böyle farklı bir kültürden gelen bir yazarın kaleme aldığı bir roman bambaşka bir dünya yani hayatımda görmediğim düşünmediğim duymadığım şeyler vardı içinde okurken böyle kafamın içi patladı resmen oh be dedim işte bu ya bu bu işte aradığım bu dedim hani beynimin içinde yeni kapılar açıldı yeni odalar doldu yeni pencereler açıldı resmen böyle hissettim yani. E sinema bunu neden yapamıyor sinema neden bize o yabancıyı o bilmediğimiz kültürü o başka gözü göstermekten bu kadar imtina ediyor korkuyor mu yani ya da belki de daha kötüsü umursamıyor mu artık kimsenin merak etmediğini mi düşünüyor bu farklılıkları!

A close-up of a vintage film projector, slightly out of focus, with dust motes dancing in a beam of light, symbolizing faded glory or forgotten narratives.

Bana kalırsa umursamıyorlar ya da ne bileyim işlerine gelmiyor neyse ya.

Peki ya biz hani izleyiciler neye dönüştük ki biz de mi bu konfor alanına alıştık artık kimse rahatsız edilmek istemiyor mu yoksa ben mi çok eski kafalıyım ya da çok mu şey düşünüyorum yani hani tamam eğlence dediğin bir yere kadar da ama sadece eğlenmek için mi var bu sanat dalı başka bir amacı yok mu ya başka bir gayesi yok mu bu sinemanın hani mesela tiyatro da eğlencelidir ama aynı zamanda düşündürür sorgulatır hatta bazen böyle içini altüst eder ya da edebiyat dediğin şey öyle değil mi ya bir roman okursun bir anda böyle uykuların kaçar haftalarca düşünür durursun ama sinema şimdi sadece kaçış rotası oldu kaçış oldu bizim için kaçış noktası sanki böyle bir lunapark trenine biner gibi gidip geliyoruz hiçbir şey hissetmeden hiçbir şey düşünmeden ne bileyim işte.

Ama neyse ya.

Ben hani eski usul sinemacılara selam olsun demek istiyorum buradan hani o zamanlar vardı ya böyle kimseye eyvallah etmeyen kendi yolunu çizen hatta bazen böyle deli denilen insanlar ama ne yaptılar biliyor musun onlar yaptılar işte o ötekiyi gösterdiler bize o farklı olanı hatta o çirkin olanı bile gösterdiler ki biz bilelim varlığını var olduğunu. Şimdi ne var işte yine o yakışıklı adam yine o güzel kadın yine o aynı kötü adam yine o aynı iyi adam yine o aynı hikaye yine o aynı son.

A vast, empty movie theater with rows of vacant seats stretching into the darkness, a single, weak spotlight on the stage, conveying a sense of loneliness or missed potential.

Belki de sinema kendi içine kapandı gerçekten hani o başlıkta yazdım ya bir hapishaneye dönüştü diye evet tam da öyle kendini hapsediyor böyle küçücük bir kutunun içine tıkıyor ve kimseye de kapıyı açmıyor hatta içeriden “her şey yolunda canım siz merak etmeyin” diye bağırıyorlar bize dışarıdakilere yani dışarıda bekleyen milyonlarca insana o meraklı gözlere o sorgulayan zihinlere. Hiçbir şey yolunda değil bence hiçbir şey yolunda değil böyle devam ederse bir süre sonra kimse kalmayacak ki içeride ya da dışarıda ne fark eder. Ne izleyeceğiz ki biz ne izleyeceğiz.

Neyse.

Gidip bir çay koyayım en iyisi soğudu burası da zaten.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir